fbpx

Çevrimiçi Olmak ya da Olmamak, Bütün Mesele Bu!

Covid19’la birlikte dilimize dolanan yeni kavramlar, hayatın akış yönündeki değişimi de gösterir nitelikte. Önce sosyal izolasyondan söz ediyorduk, fakat kısa sürede fark ettik ki aslında fiziksel olarak izoleyiz, sosyalliğimiz azalmadı. Sonra “hayat eve sığar” diyerek, evde iş, evde eğitim, evde boş zaman konularıyla meşgul olmaya başladık.

Pandeminin ne zaman biteceğini bilmemekle birlikte en azından zihinsel olarak harekete geçebilmek için post-pandemi süreci üstüne kafa yormaya başladık. Aslında yeni olmayan YENİ NORMAL kavramı da böylece gündemimize girdi.

İş dünyasında “konfor alanı” olarak tanımlanan “alışılmış düzen”, bireysel olarak günlük rutinimizden kurumsal olarak iş yapma şeklimize kadar genişletilebilecek bir alanı kapsıyor. Konfor alanı, “sorunsuz bölge” anlamına gelmiyor, yaşanabilecek sorunları ve nasıl üstesinden gelebileceğimizi bildiğimiz için nispeten kontrolümüz altında olan alan anlamına geliyor. Her gün işe giderken sıkışan trafiği kitap ya da iş raporu okumak için kullanmak gibi.

Hepimizi konfor alanının dışına çıkmak zorunda bırakan pandemi süreci, bu alanlara dışardan bakmak için iyi bir fırsat sundu. Yeri gelmişken şu çok bildik tanımı kullanalım, Çince kriz kelimesi tehlike ve fırsat sembolleri ile yazılır, yani krizler ikisini de içerir. Bu krizin içindeki tehlikelerin (sağlığımızı ve ekonomik güvencemizi yitirmek) neler olabileceğini gördük, şimdi fırsatlara bakalım.

Yaşadığımız zorluklar beraberinde keşifleri de getirdi. En önemli keşiflerimizden biri de alışkanlıklarımıza ne kadar bağlı olduğumuzu görmekti. Konfor alanında söz etmemizin nedeni de bu. Bireysel keşiflerimizle elde ettiğimiz bilgiyle hayatlarımızı nasıl değiştireceğimiz bize bağlı fakat kurumsal olarak “eski düzende devam etmekte ısrar etmek” mümkün olmayabilir.

Eski düzen derken ÇEVRİMDIŞI MODU kast ediyoruz. Uzaktan çalışma sürecinde elimizin altındaki teknolojik olanakları hatırladık ve memnuniyetle kullandık. Kurumların sosyal medya hesapları hiç bu kadar hareketli olmamıştı, adet yerini bulsun diye açılmış Youtube kanalları aktif olarak kullanılmaya başlandı.

Son dönemde yapılan araştırmalar kurumların %61’inin kısa vadeli pazarlama stratejilerini değiştirdiğini gösteriyor. Tüketici eğilimleri yönünde yapılan bu değişikliğin büyük kısmının kalıcı olacağını düşünüyoruz çevrimiçi yaşamın sağladığı kolaylık ve keyiflerin tadını alan tüketicilerin hayat evin dışına taştığında da bu kolaylık ve keyiften vazgeçmeyeceklerini düşünüyoruz.

Ayrıca teknoloji toprak gibi, içindeki canlılık oranıyla birlikte verimliliği de artıyor. Algoritmalara ne kadar veri girerseniz o kadar ayrıntılı sonuç elde ediyorsunuz. Teknolojinin pazarlama iletişimi için bugün yapabildikleri yapabileceklerinin çok küçük bir kısmı.

Sözün özü, çevrimiçi pazarlama artık bir seçim değil, bir varoluş meselesi.

YOUR COMMENT